Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ali TAŞTEKİN

Emanet ve Güven

Hayatımıza giren her kişi, düşünce, duygu, inanç; para, eşya, hayvan ya da mekân bize emanettir. Hayatımızdan çıksalar bile, üzerimizde onların gerçek değerlerinin korunma hakkı ve sorumluluğu kalır.
Dün düne aittir, bugün bugüne. Her taş yerinde ağır. Geçmişi halde yaşamak maziye, hali muhale taşırmak atiye mihnet getirir.
Güvenilir olmak isteyen biri; her anda, mekanda ve durumda muhatabın rızasını gözetmelidir. Herkesi razı etmek mümkün olmadığı için, dağlar bile emanet sorumluluğu altına girmeyi kabul etmemiştir.
Rızasız gerçekleşen iş, oluş ve hareketler hak ihlali ve hadsizlik hükmünde görülebilirler. O halde, bütün iyi niyetli çabanıza rağmen, razı edemediğiniz kişi ve varlıklarla ilişiğinizi kesmelisiniz. Aksi takdirde kötü damgası yer, merhametsiz hükmüne girebilirsiniz.
Varlığına saygı duymadığınız, değer vermediğiniz, önemsemediğiniz hiçbir şeyi hem sevemezsiniz hem de razı edemezsiniz.
Emanet, kaygıyı güvene; ihmal, güveni kuşkuya dönüştürür. Bütün duygular muhatapta yankısını hak ettiği ölçüde bulur. Her halimizle çevremizi biz etkiliyoruz diye; düşünce, duygu ve inançlarımız çevreden tekrar bize yansıyor. Bu yüzden tercihlerimizin sorumlusu biz sayılıyoruz.

“Sevdiğiniz kadar sevilir, güvendiğiniz kadar güvenilirsiniz” sözünün de istisnaları var elbet. Çünkü vefa, sadakat ve samimiyet gibi hasletler herkeste bir değil. Bu nedenle bazılarından yüz çevirmek, onların söz ve davranışlarına aldırış etmemek ve iletişimde mesafeyi korumak; kavga etmekten iyidir. Unutmayınız ki sizi hor ve hakir görene kendinizi sevdiremez, size değer vermeyeni özünüze ve sözünüze güvendiremezsiniz.
“Senin dinin sana, benim dinim bana” diyemediğiniz her durumda, muhatabın düzeyine iner, kader sandığınız kötü sonuçlara boyun eğersiniz.
☆☆☆
Biri sizi sevmediğini söylüyor ve sizden kendinizi sevdirmenizi istiyorsa, yeterince saygınlığınızı yitirmiş, kişiliğinizden ödün vermişsiniz demektir. Çünkü kendinizi beğendirmek için yaptığınız her davranış, yanıt veremediğiniz her beklenti değerinizin düşmesine, güvenilirliğinizin tükenişine zemin hazırlayabilir. Zira “Altının kıymetini sarrafı bilir.” ve hiçbir pırlanta, değer kazanmak için kendi karatından ödün vermez…
Haddinizi ve hakkınızı biliniz ki istismar edilmeyesiniz. Sevginin de nefretin de bir bedeli var elbet. Hiçbir emek zayi olmaz ama her çaba da hak ettiği karşılığı bulamaz bu hayatta.

Emaneti ehline vermek kadar, emanetin emin ve ehil olması da gerekir. Patlamaya hazır bombayı hangi aklı başında insan eline almak, bağrına basmak ister ki…
Teslimiyeti size olmayan hiçbir emanetin temsiliyeti ve mesuliyeti sizde olamaz. Size itibar ve itaat etmeyen birinin intisap yetki ve sorumluluğunu alamazsınız. Türk tasavvufunda bu yüzden “Gelene güle güle, gidene güle güle” denilmektedir. Gönül ehli, davetle de avdetle de uğraşmaz.

Saygıyla güçlenen her gönül, sevgiyle güven verir. Sevmek etken bir davranıştır ve siz bundan sorumlusunuz, sevilmekten değil. Edilgen cümlelerin öznesi biz olamayız ki… Sevmeye ve emanet ehli olmaya gayret edelim, hak eden saygısı ve kaygısı oranında güven duyabilir.
12.10.2026, 15.01 Maltepe

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER