$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,82
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

“Sendikacılık ve Adamcılık uğruna hukuku yok saymak”

Av.Adem BİNGÖL
Av.Adem BİNGÖL
  • 13.06.2019

Ne yazık ki değişen bu zamanda yaşananları, en çok da haksızlıkları çabuk unutan bir hal aldık. Haksızlıklara karşı amasız bir karşı duruş sergilemeyi öğrenemediğimiz içindir belki de. Ve tabi haksızlığa karşı sessiz kalmaya da epey uyum sağladık.

Haksızlık ulu orta kendini gösterirken haksızlığı yapanlar, geçen zamanda haksızlığın unutulacağını ve hatta kabullenileceğini düşünme gafletinde bulunmaktan geri durmuyor olsa gerek. Oysa insanoğlu vicdan sahibidir. Ve insanoğlunun huzursuzluğunun bir sebebi de sahip olduğu vicdanıdır.

Haksızlık içeren bir örnek bir süredir kafamı kurcalıyor yine. Mahkeme kararının uygulanmamasındaki ısrar ile elde edilmiş makamda oturan kimsenin, haksızlığa hiçbir utanma duygusu beslememesi beni oldukça rahatsız ediyor. Huzursuzum… Sendikacılık uğruna hukuku yok sayan ve uygulamayan bir kurum ve bu kurumun yöneticilerini görünce utanıyorum açıkçası. Bu kurumun ülkenin temel taşlarından olan eğitim olması beni biraz da öfkeye sürüklüyor.

Bahsettiğim örnek durum, Sultanbeyli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü hakkında. Konu özetle şöyle; Sultanbeyli İlçe Milli Eğitim önceki Müdürü Vefa Vedat BUDAK bey birçok defa görevden alınıyor, yerine her defansında mevcut müdür Yaşar Çağlar getiriliyor. Vefa bey önceki 2 mahkeme kararında olduğu gibi 3. Mahkeme kararından sonra da döndüğü makamında çok oturamadan 4. Defa görevden alınıyor ve yerine aynı isim otur(tul)uyor. Yani 3 mahkeme kararı yok sayılarak “benim adamın, benim sendikam” anlayışı mahkeme kararından daha ağır basıyor. ( http://vitringazetesi.com/sultanbeyli-halki-bunu-mu-hakediyor/ )

Sendikal baskılar ve adamcılık gücü elinde olan için vazgeçilmez bir görev midir? Eskinin hep şikayet edilen örneklerini “bizimkiler” sergileyince sessiz kalmak bu durumu meşrulaştıracak mı? Bizimkiler hukuka, hakkaniyete ve vicdana uymuyorsa gerçekten “bizimkiler”den sayılabilir mi? Biz gerçekten bu “bizimkiler” ile birlikte miyiz?

Peki mevcut müdür, “sendikacılık ve adamcılık” yapılarak aynı zamanda ilçenin 70 binin üzerindeki öğrencisini ve binlerce öğretmenini yok sayıp, onların sorunlarından çok koltuk derdine girilmesi karşısında ne hissediyor olabilir?

İlçe milli eğitim müdürlüğü içinde ve dışında elinde tespih gezerken, kendisine müdürlük sıfatını veren hukuku yok sayarak vicdanen ne hissettiğini de aslında geçen sürede anlamış bulunuyoruz. Umurunda bile değil..!

Ancak bilinmelidir ki hukuk, bir inanç meselesidir. Hukuka inanmıyorsanız ona aykırı davranmanız için başkaca gerekçeye ihtiyaç duymazsınız.

Bununla birlikte hukuka inanç, aynı zamanda erklerin, makamların ve bu makamlarda bulunanların meşruluk kaynağıdır. Bu açıdan sayılanlar hukuka inandıkları ölçüde meşrudur. Yani bir şekilde belirlenen kişi veya kurumlara biz neden bağlı olalım veya itibar edelim ki? Onların belli kurallar yani hukuk içinde belirlenmesi ve hukuka inanmaları gerekir ki biz itibar edebilelim, meşru kabul edelim öyle değil mi?

Peki bu vatandaşın müdürlük koltuğuna otur(tul)ması hukuk içinde yani meşru mu, sorusu çok mu haksız acaba?

Mahkeme kararlarına uymayan, hukuki ilkeleri yok sayan, hukuka inanmayan ve vicdani hiçbir duruma uymayan bir ilçe milli eğitim müdürünün meşruluk tartışmalarına konu olması ne acı değil mi?

Sultanbeyli’de birkaç konuyu kabullenmiyorum, belki takıntı da diyebilirsiniz. Ara ara kabullenmediği hatırlatacağım. Belki onlar pişman olmayacak ama ben rahatsız edeceğim.

Mutlu kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ